Türkiye’nin COP31 Başkanlığı ile Yeni Kömür Yatırımları Çelişiyor

İklim alanında çalışan 17 sivil toplum kuruluşundan oluşan İklim Ağı, COP31 İklim Zirvesi öncesi 3. basın toplantısını Ankara’da gerçekleştirdi. İklim Ağı, Çanakkale’de yeni bir ithal kömürlü termik santral için izin sürecinin başlamasının, Türkiye’nin COP31 ev sahipliği ve başkanlığı kapsamında ortaya koyduğu iklim hedefleriyle çeliştiğine dikkat çekti. 

Afşin-Elbistan A Termik Santrali’ne eklenmesi planlanan yeni ünitelere ilişkin ÇED kararı mahkeme tarafından iptal edilmesine rağmen Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı kararı temyiz etmişti. Bunun yanı sıra Çanakkale Karabiga’daki kömürlü termik santrale de1.050 MW’lık yeni ünite eklenmek isteniyor. Bu gelişmeler, Türkiye’nin enerji dönüşümünü somutlaştırması ve dönüşümü önce evinde başlatması gerektiğini gösteriyor. 

COP31’den beklenti: Fosil yakıtlardan çıkışta liderlik

Basın toplantısında, projenin iklim etkilerinin yanı sıra, Türkiye’yi enerjide daha dışa bağımlı hale getireceği, hava kirliliği ile sağlık, tarım, balıkçılık ve turizm üzerindeki baskıları derinleştireceği belirtildi. Saatte 152.500 m³ sıcak suyun denize deşarjının ise Marmara Denizi ve Akdeniz foklarının yaşam alanları açısından ciddi risk oluşturacağına dikkat çekildi. 

Aynı zamanda, İklim Ağı’nın COP31 Başkanı Murat Kurum ile görüşme taleplerine henüz yanıt alınamadığı belirtilerek yapılandırılmış katılım mekanizmalarının oluşturulması talep edildi. 

Uzmanlar, COP31 Başkanı’nın açıkladığı ve 2035 yılına kadar küresel nihai enerji tüketiminde elektriğin payını yüzde 35’e çıkarma hedefinin önemli bir fırsat sunduğunu belirtti. Ancak bu hedefin, enerjinin karbonsuzlaşmasına hizmet etmesi için yeni kömür ve fosil yakıt yatırımları yerine yenilenebilir enerji, enerji verimliliği, enerji depolama ve temiz esneklik çözümlerinin hayata geçirilmesi gerektiğini vurguladılar. 

COP31 İklim Zirvesi’ne ev sahipliği ve başkanlık edecek Türkiye’nin, küresel ölçekte fosil yakıtlardan çıkış gündemini ilerletecek, güçlü ve etkili bir siyasi liderlik ortaya koyması gerektiği vurgulandı.  Bu liderliğin ülke içindeki politikalarla da desteklenmesi gerektiğinin altı çizilerek, “Elektrifikasyonun yolu kömürden değil, kömürden adil bir çıkıştan geçiyor” mesajı verildi. 

“COP31’de katılımcılık söylemde kalmamalı, somut mekanizmalarla hayata geçirilmeli”

Mekanda Adalet Derneği İklim Adaleti Program Koordinatörü Yağız Eren Abanus, COP31 Başkanlığı’nın katılımcılığa yaptığı güçlü vurguyu önemsediklerini belirterek, bu yaklaşımın  somut ve anlamlı mekanizmalarla hayata geçirilmesinin beklendiğini söyledi.

‘’İklim Ağı olarak, COP31 Başkanı ile görüşme talebimize yanıt alamadık. Katılımcılık, yalnızca bir söylem değil, sivil toplumun düzenli olarak dinlendiği ve önerilerinin politika süreçlerine yansıdığı bir yönetim anlayışı olmalı.

Türkiye’nin iklim karnesi de bu yaklaşımın neden önemli olduğunu gösteriyor. 2035 İklim Hedefi (NDC) emisyonları azaltmak yerine emisyon artışına izin veren bir çerçeve ortaya koyarken, Afşin-Elbistan’da 688 MW’lık yeni kömür projesinin iptal edilmesine rağmen COP31 başkanlığını yürüten Bakanlık kararı temyiz ediyor. Ayrıca Çanakkale Karabiga’daki kömürlü termik santrale de 1.050 MW’lık yeni kapasite eklenmesi gündemde. 

COP31 başkanlığı yapan Türkiye’nin iklim liderliği iddiasını güçlendirmesi için yeni kömür yatırımlarından vazgeçmesi, kömürden adil ve planlı çıkış için somut adımlar atması gerekiyor.’’

“COP31’de adil geçiş savunulurken Türkiye’nin kömür bölgeleri unutulmamalı”

Avrupa İklim Eylem Ağı (CAN Europe) Türkiye İklim ve Enerji Politikaları Koordinatörü Özlem Katısöz , Türkiye’de küçülen kömür sektörünün plansız bir şekilde gerilemesinin bedelini işçilerin ve kömür bölgelerinin ödediğini belirterek, adil geçiş politikalarının bir an önce hayata geçirilmesi gerektiğini söyledi:

“Kömür meselesini yalnızca iklim politikası açısından kritik görmüyoruz. Türkiye’de kömür sektörü küçülüyor ve bu plansız çöküşün bedelini işçiler ile kömür bölgeleri ödüyor. Enerji Bakanlığı’nın termik santral sahibi şirketlere sağladığı teşviklerle sektörü ayakta tutmaya çalışması, işçilerin ücretlerini, tazminatlarını ve geleceğini güvence altına almıyor. 

Maden işçilerinin ödenmeyen maaşları için verdiği mücadelesinden Soma Termik Santrali’nin icralık olmasına kadar yaşananlar bunun açık göstergesi. Türkiye, bu dönüşümü yıllar önce öngörerek işçileri ve kömür bölgelerindeki yerel ekonomileri koruyacak adil geçiş politikalarını hayata geçirebilirdi. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın COP31’de sunacağı Ulusal Adil Geçiş Stratejisi’nde ekonomik dönüşümün ve istihdam kayıplarının bugün yaşandığı kömür bölgelerine yer verilmemesi stratejinin adil geçiş iddiasını daha başlamadan boşa düşürüyor.

COP31 başkanlığı adil geçişi uluslararası alanda savunurken, Türkiye’nin kömür bölgelerindeki plansız çöküşü de görmeli ve dönüşümü işçiler ve hane halkları ile birlikte bugünden planlamalı.”

“Elektrifikasyonun iklim eylemine dönüşmesi için fosil yakıtlardan çıkış şart”

Sürdürülebilir Ekonomi ve Finans Araştırmaları Derneği (SEFİA) Direktörü Bengisu Özenç, COP31 Başkanı Murat Kurum’un açıkladığı küresel elektrifikasyon hedefinin iklim hedeflerine ulaşmak açısından önemli bir fırsat sunduğunu belirterek, bu hedefin fosil yakıtlardan çıkışla birlikte ele alınması gerektiğini söyledi:

“COP31 Başkanı Murat Kurum’un küresel elektrifikasyon hedefini, önemli ve iklim hedefleri açısından da gerekli bir adım olarak görüyoruz. Ulaşım, binalar ve sanayi gibi bugün fosil yakıtlara bağımlı olan sektörlerin elektrifikasyonu, enerji sisteminin karbonsuzlaşması açısından kritik bir fırsat sunuyor.

Bu hedef doğrultusunda yenilenebilir enerjinin, yalnızca ortaya çıkacak yeni elektrik talebini karşılayacak şekilde konumlandırılmasının ise bizi karbonsuzlaşmaya ulaştırmayacağını vurgulamak gerekiyor. Elektrifikasyon hedefi ancak mevcut elektrik altyapısında fosil yakıtlardan çıkılmasıyla anlamlı bir iklim eylemi haline gelebilir. Bu nedenle de elektrifikasyon gündemi, fosil yakıtlardan uzaklaşma gündemi ile birlikte ele alınmalıdır. 

Gerçek bir elektrifikasyon stratejisi; katılımcılığı, sosyal adaleti, hızlı ve planlı yenilenebilir enerji yatırımlarını, enerji verimliliğini, enerji depolamayı ve temiz esneklik çözümlerini birlikte ele almalı ve eş zamanlı olarak fosil yakıtlardan çıkışı güvence altına almalıdır. Türkiye’nin COP31 başkanlığı kapsamında ortaya koyduğu elektrifikasyon hedefinin gerçek bir iklim liderliğine dönüşmesi için ihtiyacımız olan şey daha fazla kömür değil, temiz, esnek ve yenilenebilir bir enerji sistemidir.”

 

  • İklim Ağı nedir?

Türkiye’de faaliyet gösteren 17 uzman sivil toplum kuruluşlarının bir araya gelmesiyle kurulan İklim Ağı, iklim krizi ile mücadelede iklim adaletinden hareketle küresel ortalama sıcaklık artışının sanayileşme öncesi döneme kıyasla 1,5 C ile sınırlandırılması için çalışır. Bu çerçevede, sera gazı emisyonlarının azaltılması ve iklim krizinin etkilerine karşı uyum tedbirlerinin geliştirilmesi için bilime dayalı gerçekçi hedeflerin ve ulusal politikaların geliştirilmesine katkı sağlamayı amaçlar.

 

  • İklim Ağı üyeleri kimler?

Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği, ClientEarth, Doğa Derneği, Greenpeace Türkiye, Hukuk Doğa ve Toplum Vakfı (HUDOTO), İklim Değişikliği Politika ve Araştırma Derneği (İDPAD), İklim için 350 Derneği (350 Türkiye), Kadın Emeğini Değerlendirme Vakfı (KEDV), Mekanda Adalet Derneği (MAD), Sürdürülebilir Ekonomi ve Finans Araştırmaları Derneği (SEFiA), Temiz Hava Hakkı Derneği (THHD), Türetim Ekonomisi Derneği, TEMA, Türkiye Erozyonla Mücadele, Ağaçlandırma ve Doğal Varlıkları Koruma Vakfı, WWF-Türkiye (Doğal Hayatı Koruma Vakfı), Yeşil Düşünce Derneği (YDD), Fosil Yakıtların Ötesi Ağı (Beyond Fossil Fuels), CAN Europe (Avrupa İklim Eylem Ağı) (Gözlemci üye)

  • Türkiye’de elektriğin hâlâ yaklaşık üçte biri kömürden üretiliyor; kullanılan kömürün de üçte ikisi ithal kömür. 
  • Türkiye’de Kömür Madenciliği (2021–2025): ÇED Süreçleri, Ruhsat İhaleleri ve Alan Analizi’ne “Ağustos 2021 – Ekim 2025 arasındaki sadece 4 yıllık sürede bile Türkiye’nin 31 ilinde toplam 123 kömür madeni projesinin izin sürecine başlamış olması, kömür madenciliğinin hâlâ ne kadar geniş bir coğrafyada gündemde olduğunu gösteriyor. 
  • Çanakkale’de faaliyet gösteren kömürlü termik santraller:
  • 18 Mart Çan (320 MW – linyit)
  • İÇDAŞ Biga (405 MW – taş kömürü)
  • Bekirli (1.200 MW – taş kömürü)
  • Karabiga (1.320 MW – taş kömürü)
  • Çan-2 (330 MW – linyit)
  • Karabiga’da yer alan termik santral projesi geçmişte uzun süren hukuki süreçlere konu oldu. 2012 yılından 2019 yılına kadar projenin ÇED olumlu kararına karşı sayısız dava açıldı ve kazanıldı. Şirket 2019 yılında yeniden ÇED Olumlu kararı aldı ancak santralde üretim 2017 yılında başlamıştı. 
  • Afşin-Elbistan A Termik Santrali’ne yapılması planlanan iki yeni ek üniteye karşı Elbistan, Nurhak belediyeleri, Türk Tabipleri Birliği (TTB), TEMA Vakfı ve Greenpeace Türkiye ile bölge halkının açtığı davalarda, mahkeme Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) olumlu kararını iptal etti. Kahramanmaraş 4. İdare Mahkemesi kararında ek ünitelerin çevredeki insan sağlığı, tarım arazileri, su kaynakları ve ekolojik yapı üzerindeki olası etkileri göz önünde bulundurulduğunda, alınan ÇED kararının usul ve teknik yönlerden yeterli olmadığını belirtti. Çevre, Şehi̇rci̇li̇k ve İkli̇m Deği̇şi̇kli̇ği̇ Bakanlığı iptale karşı 4 Ağustos 2026’da itiraz etti. 
Paylaş:

Benzer Yazılar