ab-logo

Bu proje Avrupa Birliği ve Türkiye Cumhuriyeti tarafından finanse edilmektedir.Bu web sitesi Avrupa  Birliği'nin yardımıyla hazırlanmıştır.
Bu yayın içeriğinden yalnızca WWF Türkiye ve TEMA Vakfı sorumlu olup, herhangi bir şekilde AB'nin görüşlerini yansıttığı şeklinde yorumlanamaz.

Küresel İklim Değişikliği Nedir?

 Yeryüzüne ulaşan güneş ışınlarının neredeyse yarısı yeryüzünden yansır. Atmosferimizi bir battaniye gibi saran belirli gazlar (karbondioksit, su buharı, azot, metan gibi) yeryüzünden yansıyan bu güneş ışınlarının bir kısmını tutar ve yeryüzüne geri gönderir. Böylece yeryüzündeki ortalama sıcaklık, bizim ve biyolojik türlerin yaşamını sürdürmesine imkân verecek ortalama bir sıcaklığa, 15-16°C’ye ulaşır.

 Ancak sanayi devriminden bu yana atmosferdeki sera gazı yoğunluğu kontrolsüz bir hızla artmakta, doğal sera gazı dengesi bozulmakta. Atmosferin dışına çıkması gereken güneş ışınlarının atmosferde tutulmasına ve küresel ortalama sıcaklıkların yükselmesine neden temel olarak altı sera gazı; karbon dioksit (CO2 ), metan (CH4 ), nitrus oksit (N2O), hidroflorokarbonlar (HFCs), perflurokarbonlar (PFCs) ve sulfür hekzaflorit (SF6 ) olarak sıralanır. Bu gazların yanı sıra su buharı, azot oksitler (NOx , NO2 ), karbon monoksit (CO), metan dışı uçucu organik bileşikler (NMVOC) ve kükürt dioksit (SO2 ) gibi gazlar da sera etkisine katkıda bulunurlar.

 Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli (IPCC) 2013’de 1000’i aşkın bilim insanıyla beraber tamamladığı 5. Değerlendirme Raporu’nda, küresel ortalama sıcaklıklardaki artışın, yani iklim değişikliğinin ”kesin olarak” insan faaliyetlerinden kaynaklandığını ortaya koydu. Kömür, doğalgaz ve petrol gibi fosil yakıtların artan kullanımı atmosferdeki CO2 miktarını arttırmaya devam ediyor. Sanayi Devrimi öncesinde 280 ppm (ppm; milyonda bir parçacık) seviyesindeki küresel CO2 miktarı, 2015 Ocak ayında 399,73 ppm seviyesine yükseldi (NOAA). K üresel iklim değişikliğine neden olan sektörlerin başında enerji sektörü geliyor. Ormansızlaşma, sanayi, tarım ve diğer insan faaliyetleri de iklim değişikliğine neden olan ana unsurlar olarak öne çıkıyor.

 Günümüz itibarıyla, sanayi devrimi öncesine göre küresel sıcaklıklarda 0,9°C’lik artış meydana geldi. Sera gazı emisyonlarının mevcut artış hızıyla, sıcaklık artışının 2060’da 4°C’yi, 2100’de ise 6°C’yi bulması bekleniyor. Bilim insanları, iklim değişikliğinin yıkıcı etkilerinden korunmak için sıcaklık artışını 2°C’de sınırlandırmak gerektiği konusunda uyarıyor.  Ancak mevcut politikalar ve uygulamalar ile bu bu hedefe ulaşılamayacağı öngörülüyor.

 

İklim Değişikliğinin Etkileri

 İklim değişikliğinin en yaygın bilinen etkisi sıcaklık artışı olsa da, etkiler bununla sınırlı değil. Yükselen sıcaklıkların yol açacağı kuraklık, deniz suyu sıcaklığında ve asitlik oranlarında artış, buzulların erimesi sonucu deniz seviyelerinde yükselme, seller, şiddetli kasırgalar, ani yağışlar ve dolular gibi aşırı hava olaylarının sıklığı ve etkisinde artış; yeni iklime adapte olamayan tarım ürünlerinde verim düşüklüğü gibi yıkıcı sonuçlar bütün bir ekosistemi ciddi bir tehlike altında bırakmakta.

 Bu öngörülerin önüne geçebilmek için, iklim değişikliğiyle mücadele ve iklim değişikliğine uyumun, tarım, ormancılık, sanayi, ulaştırma ve enerji sektörlerine ilişkin strateji ve politikalarda öncelikli olarak ele alınması gerekmekte. Sivil toplum kuruluşları ile karar vericiler arasındaki diyalogun geliştirilmesi, iklim değişikliğine ilişkin doğru ve etkin strateji ile politikaların hayata geçirilmesini kolaylaştıracaktır. İklim değişikliği konusunda ulusal ölçekte çalışan sivil toplum kuruluşları tarafından iklim değişikliği konusunda ortak kaygıları ve çözüm önerilerini ulusal ve uluslararası kamuoyunda ön plana çıkartmak amacıyla 2012 yılında kurulmuş olan İklim Ağı ve ağın bir ürün olan İklim ve Sivil Toplum projesi bu doğrultuda atılmış önemli bir adımdır.